KastamonuAjans
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

İNTERAKTİF

 
------------------------------

HABER ARA


Gelişmiş Arama

ODAK GÖZ

Devrim yasalarının 86. yıldönümünde panel düzenlendi..

Devrim yasalarının 86. yıldönümünde panel düzenlendi..

Tarih 04 - Mart - 2010, 03:00 Editör C.MUHZİROGLU

Öğretim Birliği Kanunu'nun 86. yıldönümünde düzenlenen panele katılan CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce: "Öğretmenler öğrencilere günaydın değil
selamünaleyküm diyor" dedi..

      Devrim yasalarının 86. yıldönümü  dolayısı ile Kastamonu Üniversitesi 3 Mart Salonu’nda saat 14.00’da düzenlenen  panele Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bahri Gökçebay ve eşi, CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, ADD Genel Başkan Yardımcısı Sina Akşin, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Prof. Dr. Sibel, Eğitim Ve Bilim İşgörenleri Sendikası Kastamonu İl Temsilciliği Başkanı Ahmet Tevfik Bal, Milli Eğitim Müdürü Nihat Tarakçı, CHP Kastamonu İl Başkanı İbrahim Urgancı, Araç Eski Belediye Başkanı Bahtiyar Yaşar başta olmak üzere çok sayıda kişi katıldı.

 

                         HABERLE İLGİLİ RESİMLER İÇİN TIKLAYINIZ.....

 

                         HABERLE İLGİLİ GENİŞ AÇIKLAMA SİTEMİZDE YAYINLANACAK….

     3 Mart Devrim Yasaları Bağımsız Laik Demokratik Türkiye Cumhuriyeti’nin Ve Ulusal Bütünlüğümüzün Temelidir diyen Ahmet Tevfik Bal Panel oturumunu yönetti.

 

 

     *Eğitim İş İl Temsilciliği’nin Tevhidi Tedrisat Kanunu’nun (Öğretim Birliği) kabulünün 86. yıldönümü dolayısıyla gerçekleştirdiği panele konuşmacı olarak katılan CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, hükümetin son yıllardaki eğitim politikalarını sert bir şekilde eleştirdi.

 

 

   *Milletvekili İnce, “8 yıllık Ak Parti hükümeti döneminde Milli Eğitim Bakanlığı’nda 234 yönetmelik değişti. Artık okullarda öğretmenler çocuklara günaydın dememektedir. Öğretmenler öğrencilere hayırlı sabahlar demektedir, selamünaleyküm demektedir. AKP son 8 yılda Milli Eğitim Bakanlığı kanalıyla 398 fizik öğretmeni alırken aynı sürede ise 8 bin 531 Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenine kadro sağladı” dedi.

 

     Eğitim-İş Kastamonu Temsilciliği, 3 Mart 1924’te kabul edilen Tevhidi Tedrisat (Öğretim Birliği) Kanunu’nun 86. yıldönümü dolayısıyla Kastamonu Üniversitesi 3 Mart Konferans Salonu'nda bir panel düzenledi.

Salonun tıklım tıklım dolduğu panele CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin konuşması damga vurdu. Mevcut iktidarı eleştiren İnce’ye salondaki katılımcılarda sık sık alkışlarla destek verdi.

     Eğitim İş İl Temsilcisi Ahmet Tevfik Bal’ın başkanlığını yaptığı panele ayrıca Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkan Yardımcısı Sina Akşin ve Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Sibel Özel’de konuşmacı olarak katıldı.

     ADD Genel Başkan Yardımcısı Sina Akşin 3 Mart devrimlerinin Türklerin, Trakya ve Anadolu da rahat bir yaşam sürebilmeleri için yapıldığına dikkat çekti ve her geçen gün 3 Mart kararlarının saldırıya uğradığını ifade etti.

     Konuşmasını Heybeliada Ruhban Okulu ile ilgili yapan Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Sibel Özel de bu konunun yanlış kavramlarla başka bir mecraya götürülmeye çalışıldığını, konunun hukuksal bir konu olduğunu, ulusal ve  uluslar arası hukuka göre çözülmesi gerektiğini söyledi.

     AB İlerleme Raporları’nda Heybeliada Ruhban Okulu konusunun devamlı yer aldığını ve Patrikhane’nin dayatmaları doğrultusunda çözülmesinin istendiğini belirten Özel, asıl amacın okulun açılması değil, Patrikhane’nin ekümenikliğinin tanınması olduğuna dikkat çekti.

     Türkiye’nin imajının düzeltilmesi için Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasını isteyen siyasilerin yanlış yolda olduklarını vurgulayan Sibel Özel, oysa okulun siyasi bir kararla kapatılmadığını ve konunun hukuki olduğunu anlattı.

    Özel “Lozan Antlaşmasıyla Türk hukuk sistemine uygun bir kurum haline getirilen Patrikhane’nin Heybeliada Ruhban Okulu’nun yüksek öğrenim olarak YÖK sisteminin dışında, kendisine bağlı olmasını ve yabancı ülkelerden gelecek öğrencilerin de bu okulda öğrenim görmelerini istiyor. Bu istek azınlık statüsüne aykırıdır. Aslında Türkiye’den istenen bir imtiyazdır bu. AB böyle bir istekte bulunabilir. Müzakere aşamasında konu tartışılabilir ama çözüm mutlaka hukuki olmalıdır. Anayasa Mahkemesinin kararına uygun olmalıdır. Heybeliada Ruhban Okulu açılsın baskısı yapan İslami kesim ise bunu ilerleyen süreçte örnek teşkil etmesi için, başka ülkelerde tüzel kişilik sahibi olma çalışmalarının önünü açmak için istemektedir. Ama Türkiye egemen bir devlettir ve bu tür dayatmalara boyun eğmemelidir” diye konuştu.

    Panelde en çok dikkat çeken konuşmayı yapan CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, 3 Mart devrimlerini laik olanlardan çok, laiklik düşmanlarının çok iyi bildiğini söyledi.

Vatandaşın AKP hükümeti döneminde Anayasa ve kanun değişikliklerini çok yakından takip ettiğini söyleyen Milletvekili İnce, “Ancak herkesin yönetmelik değişikliklerini takip etmesinin mümkün olmadı. 8 yıllık Ak Parti hükümeti döneminde Milli Eğitim Bakanlığı’nda 234 yönetmelik değişti” dedi.

    Günümüzdeki her türlü olayın krize bağlandığından yakınan İnce, “Dünya geçmişte de kriz yaşadı. 1921 yılında 10 Temmuz günü Bilecik, 15 Temmuz’da İnegöl, 17 Temmuz’da Kütahya işgal edilmiş ama Mustafa Kemal Atatürk 15 Temmuz’da Marif Kongresi’ni toplamıştır. Bu müthiş bir olaydır. Ülkeniz işgal edilirken bile eğitimi ihmal etmiyorsunuz, Marif Kongresi’ni topluyorsunuz” dedi.

    Günümüzde okulların dillerinin dahi değiştirildiğini söyleyen Milletvekili İnce, “Artık okullarda öğretmenler çocuklara günaydın dememektedir. Öğretmenler öğrencilere hayırlı sabahlar demektedir, selamünaleyküm demektedir. Daha önce yardımcı ders kitapları ve diğer materyaller Talim Terbiye Kurulu’nun onayına tabiydi. 9 Ocak 2004’te bunu kaldırdılar. Öğretmenler seçecek dediler. Biz Anayasa Mahkemesi’ne gittik. Anayasa Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı vermedi. Ama 2008’de bunu iptal etti.    

     Anayasa Mahkemesi’ne sormak lazım. Sen Anayasa’yı koruyor musun? 4 yıl boyunca hangi öğretmen, hangi tarikatın, hangi cemaatin, hangi şeyhin kitabını soktu okullara. Bunun vebali Anayasa Mahkemesi’nin üzerindedir. 27 Ağustos 2003’te ilköğretim okulları yönetmeliğinden ‘devlet okullarında ilköğretim parasızdır’ ibaresini kaldırdılar. Bu öğretim birliğinin delinmesi değil midir? İlköğretimde birinci dönem notların iyiyse ikinci dönem hiç okula gitmezsen sınıfı geçebiliyorsun. Yoksul, ihtiyaç sahibi öğrencilerin ilk dönem yüksek not verip ikinci dönem kaçak kuran kurslarına gönderdiler. Beceri gerektiren, müzik, beden eğitimi gibi branşlar vardır. 24 Haziran 2005’te Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenliğini de bu statü içine dahil ettiler. Böylelikle 7 bin Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenliği kadrosu açtılar. AKP son 8 yılda Milli Eğitim Bakanlığı kanalıyla 398 fizik öğretmeni alırken aynı sürede ise 8 bin 531 Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenine kadro sağladı. Ders kitapları yönetmeliği 16 kez değişti. İlköğretim Okulu müfredatı Anayasa kadar önemlidir. Milli Eğitim Bakanlığı’nda 100’ün üzerinde AB Uzmanı cirit atmaktadır. Bakanlığın koridorları bu uzmanlardan temizlenmediği sürece geleceği karanlıktır. Bunlar yurttaş yetiştirmek istemiyorlar. Bunlar piyasa adamı yetiştirmek istiyorlar. Sorgulayan, düşünen, eleştiren insanlar değil muhtaç insanlar yetiştirmek istiyorlar. Grizu patlamasını paşaların toplantısına bağlayacak zavallılar yetiştirmek istiyorlar. İstanbul İnönü Endüstri Meslek Lisesi’ne gazete ilanı ile öğretmen aranıyorsa vay bu eğitim sisteminin haline. Bakanların değişmesi ile Milli Eğitim politikası değişiyor” dedi.

     Türkiye’nin çok güzel kandırıldığını da söyleyen İnce, “Sürekli dinci basında Ahmet Necdet Sezer üniversitelerin rektör seçimlerine uymadı, üçüncü dördüncü sırada çıkan adayları atadı yazıldı. Ahmet Necdet Sezer 119 rektör atamış. Abdullah Gül ise 1 TÜBİTAK Başkanı, 1 YÖK Başkanı 18 YÖK Üyesi ve 56 Rektör atamış. Ahmet Necdet Sezer’in seçimlere uyma oranı yüzde 95, Abdullah Gül’ün seçimlere uyma oranı yüzde 33’tür. Yalan söylemek günah değil mi? TSK’nın harcamalarını Sayıştay denetimi altına alacağız diyorlar. Tamam TSK’yı Sayıştay denetimine al destekliyoruz. TMSF, Milli Piyango, Spor Toto, TOKİ bunları niye Sayıştay denetiminin dışına çıkarıyorsun. Amaçları asla demokratikleşme değil.   Hınç almak istiyorlar. Kendine göre mahkeme istiyorlar, askeri de dövmek istiyorlar.  TMSF, Milli Piyango, Spor Toto, TOKİ’yi Sayıştay denetiminin dışına çıkarıyorsun çünkü buralardan nemalanıyorsun, çalıyorsun” diye konuştu.

 

     Oturum Başkanı Ahmet Tevfik Bal yaptığı konuşmasında şu açıklamalarda bulundu; “ Bilindiği gibi 86 yıl önce 3 Mart 1924’te, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en önemli devrim yasaları arasında yer alan kimi yasalar kabul edilmiştir. Bu yasalarla Halifelik, Şeriye ve Evkaf Vekâleti ile Erkan-ı Harbiye Vekâleti kaldırılmış, Osmanlı hanedanı mensupları yurt dışına çıkartılmış, öğretim birliği sağlanmıştır. Böylece, bağımsızlık savaşından zaferle çıkmış Türkiye’nin egemen, laik ve çağdaş bir ülke olması için en önemli adımlar atılmıştır.

      Halifelik ile Şeriye ve Evkaf Vekâleti’nin kaldırılmasıyla ulus egemenliği ile bağdaşmayan ve toplumsal gelişmenin önünde engel olan çağdışı  kurumlar kaldırılarak, devlet ve toplumsal düzenin akla ve bilime dayalı ilkelerce düzenlenmesinin yolu açılmıştır. Böylelikle ‘kul’un yerini cumhuriyetin özgür yurttaşının, ümmet toplumunun yerini ise modern ulusun aldığı büyük bir toplumsal devrim gerçekleştirilmiştir. Bu, gerçekten hayranlık uyandıracak bir gelişmedir.

      Öğretim birliğini sağlayan Tevhidi Tedrisat Kanunu’nun ulusal bütünlüğümüzün oluşmasında, ulusal kimliğimizin ve ulusal bilincimizin gelişmesinde önemi son derece büyüktür.

      Osmanlı’dan Cumhuriyet’e eğitim alanında kalan mirasın içerisinde az sayıdaki modern devlet okulları ve artık iyice çağdışı kalan medreselerin yanı sıra, kendi dini kurumlarına bağlı olan azınlık okulları ve kapitülasyonlardan yararlanılarak açılmış olan misyoner okulları bulunmaktaydı.

      Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun gerekçesinde Bir devletin kültür ve genel eğitim siyasetinde, ulusun düşünce ve duygu yönünden birliğini sağlamak için, öğretimin birleştirilmesi, en doğru, en bilimsel ve en çağdaş ve her yerde faydaları ve iyiliği görülmüş bir ilkedir… Bir ulus bireyleri ancak bir eğitim görebilir; iki türlü eğitim bir memlekette iki türlü insan yetiştirir. Bu ise duygu ve düşünce birliğine ve dayanışma amaçlarına tamamen aykırıdır. denilmekteydi.

      Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile çağdışı eğitim kurumları kapatılırken bütün eğitim kurumları da Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlandı, böylece eğitim devletin temel görevlerinden biri haline getirildi. Her zaman gıpta ile bakılan “fikri hür vicdanı hür” cumhuriyet kuşakları böylelikle yetiştirildi.

      Ne yazık ki bugüne baktığımızda, Büyük Atatürk’ün hedeflerinden uzaklaşıldığını, bütün ulusal değerlerimiz gibi cumhuriyet değerlerimizin ve kazanımlarımızın da çeşitli açık saldırıların hedefi olduğunu görüyoruz.

      Geçmiş  yıllarda oy avcılığı yapanların gayretleriyle öğretim birliği bir hayli zedelendi, laik, bilimsel ve ulusal eğitime alternatif dinsel eğitim kurumları yaygınlaştırılıp desteklendi. Türkiye Cumhuriyeti’nin temel niteliklerinin yanı sıra ulusal kimliğimiz de ortadan kaldırılmak üzere sorgulanır duruma düşürüldü.

     Cumhuriyet’in en stratejik kurumlarından biri olan Milli Eğitim Bakanlığı’nın başında bulunan zihniyet, millilikten, ulusallıktan, laiklikten, bilimsellikten rahatsız ve uzaktır. Bu zihniyet, 2002’den bu yana bütün icraatlarıyla eğitimin ulusal, bilimsel ve laik niteliğini değiştirmeye çalışmaktadır. Son 6-7 yıl içerisinde Milli Eğitim Bakanlığı’nda yoğun bir kadrolaşma yaşanmış, cumhuriyet ve laiklik ilkeleriyle problemi olan kadrolar önemli mevkileri işgal etmişlerdir. Bakanlığın bilimsel kıstaslar olmadan önerdiği veya yazdırıp dağıttığı kitapların hali ortadadır. Milli olması gereken müfredatlarımız kimi yabancı uzmanların ve vakıfların önerileri doğrultusunda değiştirilmektedir. Yaşananlar artık bir skandaldan öteye gitmiştir! 
 
  Cumhuriyet devrimleriyle şekillenen ulusal varlığımız dinsel cemaatlere, mezheplere, tarikatlara ve etnik topluluklara bölünmek, uluslaşma sürecimiz tersine çevrilmek istenmektedir. Buna da demokratikleşme değil, düpedüz karşıdevrim denir!

      Devrim yasaları, bağımsız laik demokratik Türkiye Cumhuriyeti’nin ve ulusal bütünlüğümüzün temelidir.

      Eğitim-İş, ulusumuzla birlikte karşıdevrimci gelişmelerin karşısında duracak ve her zaman bağımsız Cumhuriyet’in, laik ve çağdaş toplumsal düzenin savunucusu olacaktır.”dedi.

       

Bu haber 788 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Güncel

KASTAMONU AJANS'IN BAYRAM MESAJI;

KASTAMONU AJANS'IN BAYRAM MESAJI; Kastamonulu hemşehrilerimizin, tüm din kardeşlerimizin Ramazan bayramını kutlar, bu bayramın hepimize, insanlık âl...

RAMAZAN BAYRAMI MESAJLARI TÜMÜ...

RAMAZAN BAYRAMI MESAJLARI TÜMÜ... Ramazan bayramı mesajlarının tümünü aynı sayfada yayınlıyoruz...
EVETCİLERMİ-HAYIRCILARMI DAHA ÖFKELİ06 - Eylül - 2010

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

BİRNUR GELİNLİK

KastamonuAjans TARAFSIZ,DOĞRU,GÜNCEL HABER SİTESİ 5.yılında
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi